Enflasyon Neden Düşüyor? (Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri )

Salı, Aralık 4, 2012 15:43
Kategori: Genel

Tüketici Fiyat Gelişmeleri

TÜİK dün sabah 10:00 itibariyle Kasım ayına ait üretici ve tüketici fiyat seviyelerini açıkladı. Tüketici tarafında aylık bazda enflasyon %0,38 oranında gerçekleşirken, yıllık bazda enflasyon beklenen keskin düşüşünü gerçekleştirerek %6,37 seviyesine geriledi. Bunu Bloomberg anketindeki piyasa beklentilerinin oldukça altında yorumlayabiliriz (%0,89 aylık / %6,90 yıllık). Üretici fiyatları ise aylık %1,66 oranındaki artış ile 5 aylık peşpeşe düşüşünü tamamlayarak yıllık bazda %3,60 seviyesine yükselmiş oldu. Enflasyon trendini anlayabilmek için “çekirdek seri”yi gözlemlediğimizde; yıllık bazda %5,73 oranına düşerek fiyat dalgalanmalarından ciddi şekilde etkilenen TÜFE enflasyonunu aşağı çekmeyi sürdürüyor. (Şekil 1)

Enflasyonun önümüzdeki yıllarda nasıl gelişeceğini anlayabilmemiz için, güncel düşüş trendini iyi analiz edebilmemiz gerekiyor. 2011 Mart ayında %4,0 oranına kadar gerileyen TÜFE enflasyonu bu sene Nisan ayında %11,1 oranına kadar yükseldikten sonra çekirdek enflasyondaki düşüşe paralel olarak istikrarlı bir şekilde TCMB hedefine doğru (%5,5) geriledi. Enflasyonda gözlemlediğimiz düşüşü hızlıca üç ana nedene bağlayabiliriz (Şekil 2):

1.TL’de stabilite = volatilitenin azalması
2.Olumlu seyreden petrol / enerji fiyatları
3.Beklentilerden iyi gerçekleşen gıda enflasyonu

Yıl sonu enflasyonunun TCMB beklentisi %7,4 oranının altında kalma olasılığı kuvvetli. Gerçekleşmenin, piyasadaki en düşük beklentilerden birine sahip olan HLY Araştırma enflasyonunun da (%6,8) altında gerçekleşmesi muhtemel.

Yıl ortasında hesaplarımızı yaparken varsaydığımız senaryolar dahilinde gelişen gerilemenin benzer sebeplerle 2013 Mayıs ayından itibaren tersine dönerek yılın ikinci yarısında %7,0 seviyesine yükselen enflasyonla karşılaşma olasılığımız bulunuyor.

  • TL’de Stabilite

     2011 yılı son çeyreğinde enflasyonun hızla artmasının sebebi TL’deki %23 oranındaki değer kaybının ithal mallar üzerinden ürün fiyatlarına yansıması olmuştu. Enflasyon etkisinin ortadan kalkabilmesi için aradan 12 ay geçerek döngünün tamamlanması gerekliydi. Geçen sene sonunda katıldığımız TCMB toplantısında Başkan Başçı’nın “Bu sene yüksek enflasyon seneye düşük enflasyon demek” söyleminin arkasındaki mantık ile TCMB’nin uyguladığı koridor politikası ve ardından devreye alınan Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) ile TL oynaklığı azaltıldı. Uygulamaların olumlu etkisini fiyat hareketlerinden izleyebiliyoruz.

  • Petrol Fiyatları

Dünya genelindeki baskılanmış tüketim talebi neticesinde ortaya çıkan atıl kapasite hammadde fiyatlarının 2012 yılı içinde düşük seviyelerde seyretmesine neden oldu. Özellikle Çin’de gözlemlediğimiz stok eritme sürecinde emtialara talep düşük seyretti. Jeopolitik risklere rağmen Kasım ayında petrol fiyatları varil başına ortalama 109 Dolar’dan işlem gördü. Genel olarak enerji fiyatlarının petrol ile korelasyona sahip olduklarını düşündüğümüzde Ağustos ayı başından itibaren yatay seyreden Brent petrol fiyatı enflasyona olumlu etki yaptı.  7 Ağustos günü varil başına 108,6 Dolar olan Brent petrol fiyatı 14 Eylül günü 115,7 Dolar ile en yüksek seviyesine ulaştı. 2 Kasım günü 105 Dolar olan fiyat bu dönemdeki en ucuz petrol fiyatına işaret ediyor. Fazla geçmişe gitmeden yalnızca 2012 yılı başındaki Orta Doğu kaynaklı riskler dahilinde oynaklığı düşündüğümüzde (120,8 yüksek – 90,7 düşük) yılın ikinci yarısında TL gib stabil seyreden petrol fiyatlarının Türkiye’deki enerji fiyat seviyelerine oluşturduğu yukarı yönlü baskı sınırlı kaldı. (Şekil 3)

  • Gıda Fiyatları

2012 kışı yalnızca soğuk değil aynı zamanda bol yağışlı geçmişti. Avrupa kıtası tarihinin en soğuk kışlarından birisini yaşarken yoğun miktarda yağan kar ilk baharda bütün Türkiye’de verimli hasat için gerekli ortamın oluşmasına neden oldu. Bunu takiben yaz aylarında kuraklık mevsim normallerinde gerçekleşti ve sonbaharda da mevsim koşulları tarım şartları açısından olumlu seyretti.

Tüm bunlar gıda fiyatlarında daha önceki yıllarda Kasım ayında gözlemlediğimiz yukarı yönlü baskıların ortaya çıkmasını engelledi. Geçtiğimiz sene enflasyon çift hanelere yükselirken olumsuz mevsim koşullarının gıda fiyatlarna etkisi vardı. 2011 yılında hem aylık (%3,4) hem de yıllık bazda (%7,1) gıda enflasyonu oldukça yüksek seyretti. Zaten TCMB de yılsonu hedefini belirlerken gıda enflasyonunu trend seviyesi olan %7,0 olarak seçmişti. TÜFE içinde en fazla ağırlığa (%26,2) sahip olan serideki değişiklikler manşet değer üzerinde ciddi etkiye sebep olabiliyor. Kasım ayında %3,4 gerçekleşen gıda enflasyonunun Aralık ayında da %7,0 oranının altında gerçekleşmesi oldukça yüksek bir olasılık. (Şekil 4)

Enflasyon Trendi

Enflasyon, Düşüş Trendi Sürdürülebilir Mi?

Yukarıda saydığımız faktörlerden; TL değerindeki istikrar ile enflasyon üzerindeki döviz kuru kaynaklı risklerin azaldığı görüşündeyiz. Bununla birlikte enerji ve gıda fiyatlarının geçmişini incelediğimizde istatistiksel olarak oynak yapıları nedeniyle risk unsurunun sürdüğü kanısındayız. Enerji fiyatlarının yönetilen fiyatlar kategorisinde olması nedeniyle çeşitli vergi ve fiyat düzenlemelerinden (örneğin otomatik fiyatlama) olumsuz etkilenmesine neden olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. ABD’nin petrol üretimini artırmasına karşılık Çin’de yumuşak iniş senaryosunun gerçekleşmesini takiben reformların başarıyla uygulanması, ABD kaynaklı azalan petrol talebini dengeleyici unsur olacaktır. Bunun sonucu olarak Brent petrol fiyatlarında reel olarak olmasa da nominal yükseliş potansiyelini rasyonel buluyoruz.

Enerji düzenlemelerinin Kasım ayında yeniden yükselişe geçen ÜFE seviyesinde rol oynadığını göz önüne almamız gerekiyor. Bunun neticesinde emtia fiyatlarını gecikme ile takip eden ÜFE’nin önümüzdeki aylarda artış trendinde olmasını ve önümüzdeki süreçte ÜFE’deki artışın TÜFE’ye etki etmesini bekleyebiliriz. TCMB tarafından yayınlanan Reel Kesim Güven Anketi’ndeki soruyu yanıtlayan katılımcıların cevaplarında önümüzdeki süreçte birim maliyetlerde artış beklentisine rastlıyoruz.

Gıda fiyatları ise Aralık 2010’da TCMB tarafından yayınlanan rapora göre (Öğünç ve Arkadaşları, İşlenmemiş Gıda Fiyatlarında Oynaklığa Yol Açan Yapısal Faktörler) yapısal nedenlere bağlı olarak dalgalı seyretmekte. Gıda fiyatlarındaki oynaklığın kısa süre içerisinde normalleşmesini beklemek gerçekçi olmayabilir. Bu nedenle trendin oldukça altına gerilemiş gıda fiyatlarının geçmişte olduğu gibi yeniden trend üzerine yükselmesi istatistiksel olarak mümkün. Tespitlerimize bu yıl Ağustos ayında yayınlanan bir diğer TCMB raporunda (Öğünç ve Arkadaşları, Türkiye’de Enflasyon) da rastlama mümkündür. Bu raporda saydıklarımıza ek olarak alkol ve tütün fiyatlarının da dalgalı seyrine değinilmektedir. Alkol ve tütün fiyatları da yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar kategorisinde olup, vergi uygulamaları ile fiyat düzenlemelerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Alkol ve tütün talebinin inelastik yapısını göz önünde tutarak; Ocak ayında daha önceden ertelenmiş olan tütün ürünlerine yönelik verginin devreye girmesi bu konuda güncel bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Önümüzdeki sene enflasyon üzerindeki en önemli risk faktörünün yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar oalcağı görüşündeyiz.

Politika ve Piyasa Etkisi

18 Aralık Para Politikası Kurulu

Kasım enflasyon oranının TCMB’ye hareket alanı kazandırdığı görüşündeyiz. Yılın son çeyreğinde keskin bir düşüş bekleyen TCMB’nin senaryosunun gerçekleşmesi ile kredibilitesi artan TCMB’nin piyasayı iletişim stratejisi ile daha güçlü yönlendirme şansı bulunuyor.

Reel bazda değerlenmekte olan TL’nin nominal anlamda da fon girişleri ile değerlenme baskısı altında olması fiyatlama üzerinde etki ediyor olabilir. Eylül ayında faiz indirimlerinin etkisiyle artışa geçen ithalat (USD 19.9 milyar) Ekim ayında yeniden geriledi (USD 18.8 milyar). Bunun sebebinin döviz kuruna ilişkin beklentiler olabileceği görüşündeyiz. Ekonomik aktivite ile yakından ilişkisi olduğunu düşündüğümüz ithalattaki gerilemeyi olumlu değerlendirmiyoruz.

Aralık ayı PPK toplantısında TCMB’nin politika faizinde 25 baz puan indirimi temel senaryomuz. TL değeri ile ilişkili olan koridorun alt bandında 25 – 75 baz puan indirim ile birlikte koridorun üst bandında da 75 – 100 baz puan indirimi mümkün görüyoruz. (Şekil 6)

Efektif faizin (fonlama maliyeti), politika faizinin altında seyretmesi temel senaryomuzu destekleyen unsur. TL’nin değer kazanma baskısına karşın mesajın altını çizmek için alt bantta ölçülü bir adım atılabilir.

Ek:Sıcaklık Haritası

Enflasyonda yapısal düzelmenin zaman alacağını düşündüğümüzde; hesapladığımız sıcaklık haritasında görselleştirdiğimiz bu olguyu etkili olarak görebiliyoruz. Geçmiş ortalamalarından yola çıkarak trend seviyelerine uzaklıklarını belirlediğimiz enflasyon haritasına göre TÜFE enflasyonunun %6,0 seviyesinin altına kalıcı olarak gelebilmesi için zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Önümüzdeki sene tütün vergi düzenlemesinin Ocak ayında devreye girip girmemesine bağlı olarak, enflasyonun yılın ilk çeyreğinde %6 civarında seyrettikten sonra Nisan ayında baz etkisiyle dip seviyeye ulaşıp Mayıs ayından itibaren yükselişe geçmesini bekleyebiliriz.

Yazının başında belirttiğimiz gibi geçen sene yüksek enflasyon bu sene düşük enflasyona yol açtığı gibi, bu sene sonunda yaşamakta olduğumuz düşük enflasyon da önümüzdeki sene yüksek enflasyona yol açabilir. Biz, güncel enformasyon ile enflasyonun önümüzdeki sene yıl sonunda %7’lerde gerçekleşmesini bekiyoruz.

Bora Tamer YILMAZ , Ekonomist

 

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.